Çorum Tanıtım > Halk Edebiyatı

Halk Edebiyatı

Dil

Çorum Ağzı

Çorum ağzının, fonetik bakımdan batı şivesine (bu günkü İstanbul ağzına) uymayan çok sayıda farklı kelimeleri vardır.Bu kelimeler ait oldukları gruplarda toplayarak köklerde,eklerde,fiillerde göze çarpan hususiyetlerini görmek mümkündür.

•Ünlüler

a:e

Dene-tane, ecik-azıcık, meşrebe-maşrapa

Madeniz-maydanoz, emme-ama, eyvaz-üvey

a::ı

Kahırdak-kıkırdak,

a:o

Fiston-fistan

e:i

lalin-lalın, ilahne-lahana

iyer-eyer, özeni özeni-özene özene, neni-ninni

heşle-hiçle

e :ü

eyvaz-üvez

e:o

dorotu-dereotu

e:u

doruotu-dereotu

u:ü

gul-gül, gucele-güçlükle

u:ı

punar-pınar

•Ünsüzler (Sessiz Harfler)

Batı şivesindeki bazı ünsüzlerin Çorum ağzında değiştiğini görüyoruz.

b: p

Biş-piş

Bek-pek

b: m

balak-malak, minbar-mumbar

b:l

iskembe-iskemle

ç: ş

heşle-heçle-hiçle

d: z

merzuvan-merdiven

d: t

dene-tane

k: h

yıyhan-yıkan, çıh-çık

ohu-oku

s: z

zabah-sabah

v: f

alaf-alev

r düşmesi :

bi-bir , aslan-arslan, getidim-getirdim

sona-sonra, geti-getir

HALK ŞİİRİ

A-Türkü

Hem Okudum Hemi de Yazdım

Hem okudum hemi de yazdım

Yalan dünya senden bezdim, of

Dağlar koyağını gezdim

Yiten yavru bulunur mu?

El yazıya el yazıya

Duman çökmüş Gölyazı’ ya

Kurban olam kurban olam

Beşikte yatan kuzuya.

Elveriyor elveriyor

Orta direk bel veriyor of

Açtım baktım al yorganı

Mehemmedim (Mehmet) can veriyor

•Türkü türlerinden olan destanlara örnek:

Gazi Paşa Hazredi tek bir kişi

Ne kadar cesaret duttu bu işi

Her taraftan sarmış düşman ateşi

Esirgedi bizi düşmanımızdan

Manilere örnek;

Bayır bağın üzümü

Diyemedim sözümü

Eğil bir yol öpeyim

Sarhoş bakan gözünü

Yakın bir tarihte derlenen “İlvanlım” türküsü de Çorum güzellemelerine bir örnektir.

Yöre müziğinde ezgiler, genellikle ince seslerden başlar. Belli aralıkla karar sesine doğru iner. Bu inişlere de geçici olarak beşinci, dördüncü, üçüncü derecelerde durulur. Ardından yeni bir müzik cümlesiyle karara varılır.

Çorum yöresinin uzun havası, “bozlak” türündedir. Kırşehir bozlaklarından seyir itibariyle pek farklı olmamakla birlikte kendi içinde ayrı bir havası vardır. “Ya beni de götür ya sen de gitme”, “Malum olsun da sana bak ne haldeyim”, Çorum bozlaklarına örneklerdir.

Genelde Erzurum’da yaygın olan Tatyan türküleri, yapılan göçlerle birlikte Çorum bölgesinde de yaygın olarak bulunmaktadır. “Şu uzun gecenin gecesi olsam” türküsü tatyan ayağındadır.Divanı Garip, Kerem ayaklarında da uzun havalar çalınır söylenir. Alaca ve Mecitözü dolaylarında koşma, zincirli koşma, nefes ve deyişler yaygındır.

Türkülü oyun havaları, zil, kaşık, döndürmeli küçük halay havaları,ilençler, turna deyişleri, misket, cirit-güreş havalarıyla, kına, düğün türküleri bölgenin ezgi yapısını oluşturur.

Çorumda ilk halk müziği derlemesi, 1939 yılında yapılmıştır. Nurullah Taşkıran, Mahmut Ragıp Gazimihal, Mithat Fennen, Muzaffer Sarısözen ve Rıza Yetişen’ den oluşan ekip 241 halk ezgisini plağa almıştır.

İlvanlım

Gayayı gırcı duttu

İlvanlım İlvanlım İlvanlım aman aman

Dibini Burcu duttu da

Al fistanlım gaytanlım

Bizde bir yar sevmeynen

İlvanlım İlvanlım İlvanlım aman aman

Köyü bir sancı tuttu

Al fistanlım gaytanlım

Guşburnuyu budarlar İlvanlım

İlvanlım İlvanlım aman aman

Işgın sürmesin deyi de

Al fistanlım gaytanlım

Bizi köyden govarlar İlvanlım

İlvanlım İlvanlım aman aman

Güzel Sevmesin deyi de

Al fistanlım gaytanlım.

Zülüf kısa yüz örtmez

İlvanlım İlvanlım İlvanlım aman aman

Sevda serinden gitmez de

Al fistanlım gaytanlım

Bu gözler seni gördü İlvanlım

İlvanlım İlvanlım aman aman

Gayrısına meyletmez de

Al fistanlı gaytanlım.

Kaynak Kişi : Musa Yenilmez

Derleyen : Sümer Ezgü

Şu Uzun Gecenin Gecesi Olsam

Şu uzun gecenin gecesi olsam

Sılada bir evin bacası olsam (anam anam anam)

Dediler ki nazlı yarin pek hasta

Başında okuyan hocası olsam (anam anam anam )

Evlerinin önü üç ağaç çınar

Dillerim tutuşur yüreğim yanar (anam anam anam)

Eşinden ayrılan böyle mi yanar

Anam anam hangi derdima yanam (anam anam anam)

Katipler oturmuş yazıya bakmaz

Herkes sevdiğini dilden bırakmaz (anam anam anam)

Hey Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz

Gönül defterinden sildin mi beni (anam anam anam)

B-Maniler

            Melektir benim yarim             Pencereden bakıyor

            İki alemde varım                   İlik olmuş akıyor

            Cevretme güzel sunam          Yanağına gül sokmuş

            Yoktur sabra mecalim            Yel estikçe kokuyor

 

            Penceresi barmaktan             Yare bir bostan çıkar

            Su doldurur ırmaktan             Tatlı dil dosttan çıkar

            Kuzum  bir şeftalü ver            Kalmışım gam içinde

            Al kırmızı yanaktan                Gel beni yastan çıkar

 

            Pinlik üstünde kürek              Ekmekçinin kel oğlan

            Yine ah çekti yürek                Akşam bize gel oğlan

            Her dertlere dayandın            Akşam bize gelmezsen

            Buna da dayan yürek             Sabahacak öl oğlan

            Hey halvara halvara              Hey huvarda huvarda

            Çingi düştü şalvara                Aynam kaldı duvarda

            Dudaklarım kurudu                Her gün aklıma gelen

            Kız yalvara yalvara                Su başında pınarda

 

            (**)İlengerde tuz olsam         Şu dağların harını

            Büyük evde kız olsam            Küreseler karını

            Yar kapıdan geçerken            Şu mübarek günlerde

            Evde yalınız olsam                 Gönderseler yarimi

            (**)İlenger:Leğen

 

            Tut ağacı  tut verir                 Yarim çıkma başaçık

            Yaprağını kıt verir                  Arpalar kara kılçık

            Oturmuş münafıklar               Hakikatli yar isen

            Nazlı yare fit verir                  Al bohçanı yola çık

 

            İbrik koydum pınara              Kavak başı bir tutam

            Doldu geldi kenara                Altun atam gül tutam

            Altın yüzük yolladım               O yar benim olursa

            Belgüzardır o yare                 Altmış bir oruç tutam

 

            Kaya dibinde durdum             Kayalardan kalk ta gel

            Bir çift güvercin vurdum         Yılan olda akda gel

            Gençliğime pek yazık             Benim çok ikbalim yok

            Derdinden verem oldum         Dört yanına bak da gel

 

            Kayalardan kayarım              Karşıdan giden atlı

            Ufak para sayarım                 Altında kilim katlı

            Köylü beni everin                  Anam babam sağ olsun

            Kızınız severim                      Hepisinden yar tatlı

 

            Karanfilim ek beni                     Kalenin burcu menim

            Has bohçana dik beni                 Dil bilmez gürcü menim

            Eğer meyve vermezsem            Ak memenin üstünde

            Kazma alda sök beni                 Salinen inci menim

                                                

            Kekliğim taşta gezer              Mani defterim açtım

            Ağzında şeker ezer                Gene kaynadım taştım

            Benim yarim pek titiz             Ayrılık şerbetini

            Herkesten hile sezer              Yar doldurdu ben içtim

 

            Maşa maşaya benzer             Penceresi perdeli

            Köşe köşeye benzer              Çiçek açtı zerdali

            Yenile bir yar sevdim             Kınamayın komşular

            Billor şişeye benzer               Bu yıl başım sevdalı

 

            Kız gelin,gavur gelin              Keklik sekişli yarim

            Bu nice tavır gelin                  Misket nakışlı yarim                       

            O sırma saçlarını                   Sen baktın ben bayıldım

            Sinemde gavur gelin              Baygın bakışlı yarim     

C-Ninniler

Ninni çaldım beşiğine

Devlet konsun eşiğine

Düşman ölsün keşiğine (sırasına)

Ninni yavrum ninni

Gökyüzünde olur ceylan

Oldum cemalına hayran

Ankara’da Hacı Bayram

O da sana himmet etsin

Allah sana bir can versin ninni

Ninni de ninni demekten

Ben kesildim yemekten

Hastayım annem yürekten

Doktor gelsin frekten

Ninni benim yavruma ninni

Ninni benim kuzuma ninni

Elime aldım kelebi

Dolaştım Şam’ı Halep’i

Çorum’da yatan Elvan Çelebi

O da sana himmet etsin

Allah sana ömür versin ninni

Gökyüzünde olur ülker

Ciğerciğim yanar tüter

Konya’da ki molla Hünker

O da sana himmet etsin

Allah sana bir can versin

Yola giden yolcu baba

Bizde giyerik aba

Osmancık’da Koyunbaba

O da sana himmet versin

Allah sana ömür versin ninni

Ninni ninni ninnice

Akşam baban gelince

Hani yavrum deyince

Seni önüne koyunca

Öpüp garnı doyunca

Ninni yavrum ninni

Ninni ninni hu ninni

Tilki duymasın ninni

Tilki duyarsa yavrum

Hem seni yer hem beni

Ninni yavrum ninni

Kavak gibi boylanasın ninni

Söğüt gibi dallanasın ninni

Kazanılmış mal yiyesin ninni

Ninni benim yavrum ninni

 

2.Kalıplaşmış Sözler

Mahalli Deyimler ve Atasözleri

 

Acı baldırcanı , kırağı çalmaz,
Acıkan doymam sanır,
Büyük dağın büyük dumanı olur,
Çirkin bürünür güzel görünür
Çok söyleme arsız olur, aç koyma hırsız olur
Çivi çiviyi;su sancıyı söker
Değirmene vardım derdim yanmaya, değirmen başladı çır çır dönmeye
Düşman düşmana küçük taş atmaz
Deptim keçe sivrittim külah oldu
Dolu testi su almaz
Dok ne bilir acın halinden
Dabanı güneşletti, sakalı yıldıza dikdi (Ölmek anlamında, ölüm )
Deliğine göre yama vurmalı
Dirgene dayanmayan porsuk harmana gelmez
Dadanmış kudurmuştan beterdir
Dert saklayanda kalır
Deniz suyu gibi ne içiliyu ne geçiliyu
Dost dostun ayıbını yüzüne söyler
Dil bir kulak iki;bir söyle iki dinle
Deli ile getme yola, başına gelir türlü bela
Dertsiz baş sokuda daş
Dilden gelen elden gelse dağı dağ üstüne korlardı
Dilim seni dileyim dilim; dilim senden çektiğim hep acı zulum
Dığdının dığdısı;dış kapının düğdüsü
Deliye yel verirler;eline bel verirler
Deve ile bulgur yeme üstüne kusar
Emek olmadan yemek olmaz,
Güttüğü bir koyun, ıslığı dağı tepeyi tutar,
İnsana güvenme ölür, ağaca güvenme kurur,
Katranı kaynatmakla olur mu şeker, cinsi bozuk olan cinsine çeker.
Sel ağzına yatma sel alır,
tepe başına harman dökme yel alır,
Sinek pekmezciyi tanır,
Zemheri ya iti öldürür, ya çiftçiyi güldürür,

Bilmeceler

-Eğri büğrü nereye gidiyon
Tepesi delik sana noldu (tütün,baca)

-Bir yeri var yaydan eğri
Bir yeri var iğden doğru
Bir yeri var kazandan kara
Bir yeri var südden ağca (leylek)

-Gökten bir karpuz indi
Üçyüz altmış dilim şimdi
Otuz dilimi yenmedi emme
Geri yanı temam yendi (Yıl,Ramazan orucu)

-Bir kabağı oyarlar
İçine dınıklağı koyarlar
Çok söyleme deli oğlan
Kulağını burarlar (Ud)

-İstanbul`da süt bişer
Köpüğü buraya düşer (Mektup)

-Dizim dizim nar
Dizimecek kar
Uçtu setik kaldı dilber (Saman,Buğday)

-At durur arap biner (Sacayak,Kazan)
-Geriden attım hızınan
Yedi bin yıldızınan
Arabın atuynan ,allahın kuvvetinen (Yıldırım)

-Geriden aldım çatmayı
Çığırın gelsin Fatma’yı
Kız nereden belledin
Kol kırıp göbek atmayı (Süpürge,süpürmek)
-Bir küçücük çadırım var
Bir direği var bin cereği var(*) (Mantar)
(*) cerik :Yapılarda kullanılan uzun ince sırıklar

-Bizde bir dudu var
Eğri büğrü budu var
Bize gelin görürsünüz
Güle güle ölürsünüz (Kurbağa)

-İki oturanlar,iki gezenler
İki birbirini sevenler
İki birbirini sevmeyenler (Yerle gök,ayla gün,su ile toprak,su ile ateş)

-Ana bir kız doğurur
Ne ayağı var ne başı var
Kız bir ana doğurur
Hem başı var hem ayağı (Tavuk,yumurta)

-Bir gücücük al yastık
İçine un bastık (İğde)

-Dağdan gelir dala dala ,kuyruğunu sala sala
Labi teker gibi,altun şeker gibi (Arı,bal)

-Kolay gelsin ustalar,kurt iken kuş olmuş
Bağırsağını desteler (İpek böceği)

-Ağzından yer burnundan kusar (İbrik)

-Bir oğlum var üç bacak;alır atar kucak kucak (Anadut)

-Kafası tarak;kuyruğu orak (Horoz)

-Kepenek altında ak kuşlar (Dişler)

-Yer doymaz,oturur kalkmaz,gider gelmez (Ocak,ateş,duman)
-Hey hevayı hevayı
Yüksek yapar yuvayı
Marangozlar yapamaz
Kuyumcular dökemez (Örümcek)

-Ağaçta gülsüz nedir,hayvanlarda dilsiz nedir
Şu cihanın içinde,ay ile günsüz nedir (incir,balık,mezar)

-Sarp kayada sansar yuvası (Kulak)

-Geriden baktım akdaş gibi,yanına vardım sütlü aş gibi (Lahana)

-Ağız içinde dil,hadi bunu bil (Kaval)

-Köy içinde cıngıllı çavuş (Bakraç)

-Dam üstünde bitli şalvar (Kırağı)

 

Dualar

 

- Allah yardımcın olsun.
- Allah muradını, dileğini versin.
- Allah kazalardan, belalardan korusun.
- Allah iki cihanda yüzünü güldürsün.
- Allah helal sütünü emmiş nasip etsin.
- Allah ağzının tadını bozmasın.
- Allah mekanın cennet etsin.
- Allah analı, babalı büyütsün.
- Allah gönlüne göre versin
- Allah tuttuğunu altın etsin
- Allah kara kaşlı, kara gözlüsüne nasip etsin.
- Allah çoluğunun, çocuğunun gününü göstersin inşallah.
- Allah razı olsun.
- Arabanın tekerine taş değmesin.
- Ayağına taş değmesin.
- İki dünyada muvaffak olasın.
- Ömrün uzun, düğünün güzün olsun.
- Su gibi aziz ol, inşallah.

 

Beddualar

 

- Allah ocağını söyündürsün.
- Allah bin türlü belanı versin.
- Allah dert versin de derman vermesin.
- Allah malını gülerek yemeyi nasip etmesin.
- Allah`ından bul inşallah.
- Allah kara yerlere gel inşallah.
- Allah yüzünü güldürmesin.
- Allah kaşıntı versinde kaşıyacak tırnak vermesin.
- Ağzının tadıyla oturamaz inşallah.
- Ağzına kurt düşesice.
- Allah çenen çekilsin inşallah.
- Allah seni nasıl biliyorsa, öyle yapsın.
- Başını yiyesice.
- Bilinmedik dertlere tutulasıca.
- Bir yudum su diye bak da verenin olmasın.
- Boynu altında kalasıca.
- Boğazında kalasıca.
- Boyu posu devrilesice.
- Ciğerleri ağzına gelesice.
- Çaresiz dertlere tutulasıca.
- Çoluğundan çocuğundan bulasıca.
- Dilleri tutulasıca.
- Dişleri ağzına dökülesice.
- Evine varmak nasip olmaz inşallah.
- Elleri, ayakları kırılasıca,
- Evsiz barksız, yersiz yurtsuz kalasıca.
- Ettiğini bulasıca.
- Eninin körü.
- Gidişin olsunda, dönüşün olmasın.
- Gözüne dizine dursun.
- Gözü kör olasıca.
- Gözü dışarı çıkasıca.
- Gülerek oturmak nasip etmesin Allah.
- Gülerek yemek nasip etmesin Allah.
- İki yakan bir araya gelmesin.
- İki çocuğun olsun da, ikisi de kucağında kalsın inşallah.
- İnim inim iniler inşallah.
- İşleri rast gitmeyesice.
- Kara haberleri gelir inşallah.
- Kaynar kazanlarda kaynayasıca.
- Koyun gibi meleyesice.
- Kulaklarından kanlar gelesice.
- Konuşan dilleri konuşamaz olur inşallah.
- Kara tahtalara gelesice.
- Soyu kurusun.
- Şeytanından bulsun.
- Yağlı kurşunlara gelesice.
 

Anlatmalar

1-Rivayetler

Çorum adına ilişkin bir rivayet :

Rivayete göre,Selçuklu sultanı Kılıç Arslan’ın oğlu Yakup Mirza onmaz bir derde yakalanır.Hekimler “Çorum’a gönder oranın havası suyu iyi gelir” derler.Gerçekten de Yakup Mirza birkaç ay kaldıktan sonra iyileşir.Bunun üzerine sultan ülkedeki tüm sayıları (çorlu) buraya gönderir.Kentin adı da Çorum olur.Anlatılan bu rivayet “Evliya Çelebi Seyahatnamesinde” yer alır.

Koyun Baba rivayetleri :

Koyun Baba’nın asıl adı Seyit Ali’dir.Peygamber soyundan geldiği ileri sürülür.Bursa’da bir süre çobanlık yaptığı sırada ağayla her iki kuzudan birini almak üzere anlaşır.Bir süre sonra kırk kuzusu olur.Bunları alarak Osmancık’a yerleşir.Her yirmi dört saatte bir melediğinden adı “Koyun Baba” kalır.

Yörede ermiş sayılan Koyun Baba üzerine çok rivayetler vardır.Bunlardan birisi şöyledir :

Koyun Baba’nın üç köpeği vardır.Bunlara Kara Kadı, Sarı Kadı, Ala Kadı adını verir.Bağdat Kadısı Osmancık’tan geçerken bunu duyar ve padişaha şikayet eder.Padişah Koyun Babayı çağırır, köpeklerine neden böyle adlar koyduğunu sorar.Koyun Baba da:

-Kadılar haram helal bilmezler,benim köpeklerim bilir.İsterseniz deneyelim der.Padişah denemeye karar verir.

Koyun Baba yirmisi helal,yirmisi haram kırk kap yemek getirilmesini ister.İstenenler getirilince köpekleri çağırır,yemekleri önlerine serer.Hayvanlar helal yemekleri yer öbürlerine dokunmazlar.

Padişah çok şaşırır.Koyun Baba’yı mükafatlandırmak ister dileğini sorar.Koyun Baba:

-Hazineden bişey istemem Sarıalan ile Saltukalan’ı köpeklerime yallık verirseniz yeter der.Dileği yerine getirilir.

Koyun Baba kendisini padişaha şikayet eden kadıya şöyle bir bakar ve adam ölür.

Koyun Baba Köprüsüne ilişkin bir rivayet :

Fatih Sultan Mehmet Otlukbeli’ne giderken Koyun Baba’ya uğrar hayır duasını alır.Savaşta Uzun Hasan’ı yener.Dönüşte vezirini göndererek Koyun Baba’nın bir dileği olup olmadığını sordurur.Koyun Baba :

-“Eğer bir hayır yapmak istiyorsa Kızılırmak üstüne köprü gerekir,onu yaptırsın bir de kışlak ve yaylak yerlerimizi,koyunlarımızı vergiden bağışlasın ki misafirlerimizi daha iyi ağırlayabilelim” der.

İstekleri yerine getirilir.Ancak köprü yapılmadan Fatih vefat eder.Babasının ölüm haberini alan ll.Beyazıt Amasya’dan yola çıkar.Osmancık’a geldiğinde ırmak kıyısında sürüsünü yayan Koyun Baba’yı görür.Kendisini karşıya geçirmesini ister.Koyun Baba :

-“Olur ama bu ırmağa bir köprü yaptırırsan”der.

Şehzade söz verir.Koyun Baba şehzadeye gözlerini kapamasını ve söylemeden açmamasının söyler.Şehzade denileni yapar.Gözlerini açtığında İstanbul`dadır.Koyun Baba yok olmuştur.ll. Beyazıt tahta geçtikten bir süre sonra düşünde Koyun Baba’yı görür.Koyun Baba köprüyü yaptırmasını istemektedir.Ertesi gece yine aynı düşü görür.Bunun üzerine gerekli araç-gereç ve ustalar Osmancık’a gönderilir ve köprünün yapımına başlanır.Koyun Baba’nın da geyiklerle köprüye taş taşıdığı söylenir.

Köprünün yapımı sırasında dervişlerden biri Koyun Baba’ya ölünce nereye gömülmek istediğini sorar.O da “Bu taşın düştüğü yere” diyerek ağır bir taşı fırlatır. Öldüğünde ll. Beyazıt onu taşın düştüğü yere gömdürür ve buraya bir türbe yaptırır.

2-Destanlar

Çorum yöresi Halk Edebiyatında destan geleneğinin sürdüğü görülmektedir. Yörede yaşayan etkileyici olaylar, destanlara konu olmaktadır. Necip Destanı bunlardan Necip askere giderken en yakın dostundan, karısına yardımcı olmasını onu korumasını ister. Arkadaşı söz verir, ant içer.

Necip gittikten sonra arkadaşı sık sık uğrayarak, kadının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. Ancak kadının yüzünü bile görmez. Gidiş geliş sürerken bir gün elini görür ve ona sevdalanır. Necip’e mektup yazarak karısını karalar ve boşanmasını sağlar. Daha sonra çeşitli hilelerle kadını kendine nikahlar.

Necip askerliğini bitirip köye dönünce, durumu öğrenir ve üzüntüsünden yatağa düşer. Ölmeden önce karısını görmek ister. Kadın el sözüne bakıp kendisini boşadığı için dargındır. Aralarında şu söyleşme geçer.

Necip:

Galbim sururi geldi yanıma,

Şifa geldi bedenime canıma,

Kerem et sevdüm girme ganıma,

Necip sana gurban can gurban derim söylemez.

Kadın:

Çekildi banhanım, yüklendi gatar,

Derdim oldu eskilerden beter,

Kerem et sevdüm bu keder yeter,

Küstüm sana bu dünyada barışmam

Bu söyleme böyle sürüp gider. Sonunda Necip ölür. Kadın da başına gelenlere dayanamaz ve bir süre sonra o da ölür.

Bu olay ve ikisinin söyleşmeleri destana konu olur.
 
 
 
Duyurular
 
Gölbaşı Çorumlular Birliği Oluşum Gurubu birlik, beraberlik ve dayanışma toplantılarında HER AYIN 19 unda saat 19.00 da Karşıyaka Mahallesi YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ`nde biraraya gelecek
 
10 MAYIS 2009 PAZAR GÜNÜ "HIDRELLEZ" KUTLAMASI YAPILACAKTIR. TÜM HALKIMIZ DAVETLİDİR.
 
 
 
Site İçi Arama
 
 
 
Anket
 
Derneğimiz en çok hangi alanda çalışsın istersiniz?
Eğitim
Sağlık
İşsizlik
Kültürel Faaliyetler
Diğer
 
Bağlantılar
 
 
 
Ziyaretçi Defteri
 
Deftere Yazılanları Oku
Ziyaretçi Defterine Yaz
 
 
Site İstatistikleri
 
Toplam Ziyaretçi : 6805
Bugünkü Ziyaretçi : 14
Toplam Sayfa İzleme : 6805
 

 
2010 ©Ankara Gölbaşı Çorumlular Birliği - Tüm hakları saklıdır.
Tel:   Faks:   E-Posta:19@corumlularbirligi.com