Dil
Çorum Ağzı
Çorum ağzının, fonetik bakımdan batı şivesine (bu günkü İstanbul ağzına) uymayan çok sayıda farklı kelimeleri vardır.Bu kelimeler ait oldukları gruplarda toplayarak köklerde,eklerde,fiillerde göze çarpan hususiyetlerini görmek mümkündür.
•Ünlüler
a:e
Dene-tane, ecik-azıcık, meşrebe-maşrapa
Madeniz-maydanoz, emme-ama, eyvaz-üvey
a::ı
Kahırdak-kıkırdak,
a:o
Fiston-fistan
e:i
lalin-lalın, ilahne-lahana
iyer-eyer, özeni özeni-özene özene, neni-ninni
heşle-hiçle
e :ü
eyvaz-üvez
e:o
dorotu-dereotu
e:u
doruotu-dereotu
u:ü
gul-gül, gucele-güçlükle
u:ı
punar-pınar
•Ünsüzler (Sessiz Harfler)
Batı şivesindeki bazı ünsüzlerin Çorum ağzında değiştiğini görüyoruz.
b: p
Biş-piş
Bek-pek
b: m
balak-malak, minbar-mumbar
b:l
iskembe-iskemle
ç: ş
heşle-heçle-hiçle
d: z
merzuvan-merdiven
d: t
dene-tane
k: h
yıyhan-yıkan, çıh-çık
ohu-oku
s: z
zabah-sabah
v: f
alaf-alev
r düşmesi :
bi-bir , aslan-arslan, getidim-getirdim
sona-sonra, geti-getir
HALK ŞİİRİ
A-Türkü
Hem Okudum Hemi de Yazdım
Hem okudum hemi de yazdım
Yalan dünya senden bezdim, of
Dağlar koyağını gezdim
Yiten yavru bulunur mu?
El yazıya el yazıya
Duman çökmüş Gölyazı’ ya
Kurban olam kurban olam
Beşikte yatan kuzuya.
Elveriyor elveriyor
Orta direk bel veriyor of
Açtım baktım al yorganı
Mehemmedim (Mehmet) can veriyor
•Türkü türlerinden olan destanlara örnek:
Gazi Paşa Hazredi tek bir kişi
Ne kadar cesaret duttu bu işi
Her taraftan sarmış düşman ateşi
Esirgedi bizi düşmanımızdan
Manilere örnek;
Bayır bağın üzümü
Diyemedim sözümü
Eğil bir yol öpeyim
Sarhoş bakan gözünü
Yakın bir tarihte derlenen “İlvanlım” türküsü de Çorum güzellemelerine bir örnektir.
Yöre müziğinde ezgiler, genellikle ince seslerden başlar. Belli aralıkla karar sesine doğru iner. Bu inişlere de geçici olarak beşinci, dördüncü, üçüncü derecelerde durulur. Ardından yeni bir müzik cümlesiyle karara varılır.
Çorum yöresinin uzun havası, “bozlak” türündedir. Kırşehir bozlaklarından seyir itibariyle pek farklı olmamakla birlikte kendi içinde ayrı bir havası vardır. “Ya beni de götür ya sen de gitme”, “Malum olsun da sana bak ne haldeyim”, Çorum bozlaklarına örneklerdir.
Genelde Erzurum’da yaygın olan Tatyan türküleri, yapılan göçlerle birlikte Çorum bölgesinde de yaygın olarak bulunmaktadır. “Şu uzun gecenin gecesi olsam” türküsü tatyan ayağındadır.Divanı Garip, Kerem ayaklarında da uzun havalar çalınır söylenir. Alaca ve Mecitözü dolaylarında koşma, zincirli koşma, nefes ve deyişler yaygındır.
Türkülü oyun havaları, zil, kaşık, döndürmeli küçük halay havaları,ilençler, turna deyişleri, misket, cirit-güreş havalarıyla, kına, düğün türküleri bölgenin ezgi yapısını oluşturur.
Çorumda ilk halk müziği derlemesi, 1939 yılında yapılmıştır. Nurullah Taşkıran, Mahmut Ragıp Gazimihal, Mithat Fennen, Muzaffer Sarısözen ve Rıza Yetişen’ den oluşan ekip 241 halk ezgisini plağa almıştır.
İlvanlım
Gayayı gırcı duttu
İlvanlım İlvanlım İlvanlım aman aman
Dibini Burcu duttu da
Al fistanlım gaytanlım
Bizde bir yar sevmeynen
İlvanlım İlvanlım İlvanlım aman aman
Köyü bir sancı tuttu
Al fistanlım gaytanlım
Guşburnuyu budarlar İlvanlım
İlvanlım İlvanlım aman aman
Işgın sürmesin deyi de
Al fistanlım gaytanlım
Bizi köyden govarlar İlvanlım
İlvanlım İlvanlım aman aman
Güzel Sevmesin deyi de
Al fistanlım gaytanlım.
Zülüf kısa yüz örtmez
İlvanlım İlvanlım İlvanlım aman aman
Sevda serinden gitmez de
Al fistanlım gaytanlım
Bu gözler seni gördü İlvanlım
İlvanlım İlvanlım aman aman
Gayrısına meyletmez de
Al fistanlı gaytanlım.
Kaynak Kişi : Musa Yenilmez
Derleyen : Sümer Ezgü
Şu Uzun Gecenin Gecesi Olsam
Şu uzun gecenin gecesi olsam
Sılada bir evin bacası olsam (anam anam anam)
Dediler ki nazlı yarin pek hasta
Başında okuyan hocası olsam (anam anam anam )
Evlerinin önü üç ağaç çınar
Dillerim tutuşur yüreğim yanar (anam anam anam)
Eşinden ayrılan böyle mi yanar
Anam anam hangi derdima yanam (anam anam anam)
Katipler oturmuş yazıya bakmaz
Herkes sevdiğini dilden bırakmaz (anam anam anam)
Hey Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz
Gönül defterinden sildin mi beni (anam anam anam)
B-Maniler
Melektir benim yarim Pencereden bakıyor
İki alemde varım İlik olmuş akıyor
Cevretme güzel sunam Yanağına gül sokmuş
Yoktur sabra mecalim Yel estikçe kokuyor
Penceresi barmaktan Yare bir bostan çıkar
Su doldurur ırmaktan Tatlı dil dosttan çıkar
Kuzum bir şeftalü ver Kalmışım gam içinde
Al kırmızı yanaktan Gel beni yastan çıkar
Pinlik üstünde kürek Ekmekçinin kel oğlan
Yine ah çekti yürek Akşam bize gel oğlan
Her dertlere dayandın Akşam bize gelmezsen
Buna da dayan yürek Sabahacak öl oğlan
Hey halvara halvara Hey huvarda huvarda
Çingi düştü şalvara Aynam kaldı duvarda
Dudaklarım kurudu Her gün aklıma gelen
Kız yalvara yalvara Su başında pınarda
(**)İlengerde tuz olsam Şu dağların harını
Büyük evde kız olsam Küreseler karını
Yar kapıdan geçerken Şu mübarek günlerde
Evde yalınız olsam Gönderseler yarimi
(**)İlenger:Leğen
Tut ağacı tut verir Yarim çıkma başaçık
Yaprağını kıt verir Arpalar kara kılçık
Oturmuş münafıklar Hakikatli yar isen
Nazlı yare fit verir Al bohçanı yola çık
İbrik koydum pınara Kavak başı bir tutam
Doldu geldi kenara Altun atam gül tutam
Altın yüzük yolladım O yar benim olursa
Belgüzardır o yare Altmış bir oruç tutam
Kaya dibinde durdum Kayalardan kalk ta gel
Bir çift güvercin vurdum Yılan olda akda gel
Gençliğime pek yazık Benim çok ikbalim yok
Derdinden verem oldum Dört yanına bak da gel
Kayalardan kayarım Karşıdan giden atlı
Ufak para sayarım Altında kilim katlı
Köylü beni everin Anam babam sağ olsun
Kızınız severim Hepisinden yar tatlı
Karanfilim ek beni Kalenin burcu menim
Has bohçana dik beni Dil bilmez gürcü menim
Eğer meyve vermezsem Ak memenin üstünde
Kazma alda sök beni Salinen inci menim
Kekliğim taşta gezer Mani defterim açtım
Ağzında şeker ezer Gene kaynadım taştım
Benim yarim pek titiz Ayrılık şerbetini
Herkesten hile sezer Yar doldurdu ben içtim
Maşa maşaya benzer Penceresi perdeli
Köşe köşeye benzer Çiçek açtı zerdali
Yenile bir yar sevdim Kınamayın komşular
Billor şişeye benzer Bu yıl başım sevdalı
Kız gelin,gavur gelin Keklik sekişli yarim
Bu nice tavır gelin Misket nakışlı yarim
O sırma saçlarını Sen baktın ben bayıldım
Sinemde gavur gelin Baygın bakışlı yarim
C-Ninniler
Ninni çaldım beşiğine
Devlet konsun eşiğine
Düşman ölsün keşiğine (sırasına)
Ninni yavrum ninni
Gökyüzünde olur ceylan
Oldum cemalına hayran
Ankara’da Hacı Bayram
O da sana himmet etsin
Allah sana bir can versin ninni
Ninni de ninni demekten
Ben kesildim yemekten
Hastayım annem yürekten
Doktor gelsin frekten
Ninni benim yavruma ninni
Ninni benim kuzuma ninni
Elime aldım kelebi
Dolaştım Şam’ı Halep’i
Çorum’da yatan Elvan Çelebi
O da sana himmet etsin
Allah sana ömür versin ninni
Gökyüzünde olur ülker
Ciğerciğim yanar tüter
Konya’da ki molla Hünker
O da sana himmet etsin
Allah sana bir can versin
Yola giden yolcu baba
Bizde giyerik aba
Osmancık’da Koyunbaba
O da sana himmet versin
Allah sana ömür versin ninni
Ninni ninni ninnice
Akşam baban gelince
Hani yavrum deyince
Seni önüne koyunca
Öpüp garnı doyunca
Ninni yavrum ninni
Ninni ninni hu ninni
Tilki duymasın ninni
Tilki duyarsa yavrum
Hem seni yer hem beni
Ninni yavrum ninni
Kavak gibi boylanasın ninni
Söğüt gibi dallanasın ninni
Kazanılmış mal yiyesin ninni
Ninni benim yavrum ninni
2.Kalıplaşmış Sözler
Mahalli Deyimler ve Atasözleri
Acı baldırcanı , kırağı çalmaz, Acıkan doymam sanır, Büyük dağın büyük dumanı olur, Çirkin bürünür güzel görünür Çok söyleme arsız olur, aç koyma hırsız olur Çivi çiviyi;su sancıyı söker Değirmene vardım derdim yanmaya, değirmen başladı çır çır dönmeye Düşman düşmana küçük taş atmaz Deptim keçe sivrittim külah oldu Dolu testi su almaz Dok ne bilir acın halinden Dabanı güneşletti, sakalı yıldıza dikdi (Ölmek anlamında, ölüm ) Deliğine göre yama vurmalı Dirgene dayanmayan porsuk harmana gelmez Dadanmış kudurmuştan beterdir Dert saklayanda kalır Deniz suyu gibi ne içiliyu ne geçiliyu Dost dostun ayıbını yüzüne söyler Dil bir kulak iki;bir söyle iki dinle Deli ile getme yola, başına gelir türlü bela Dertsiz baş sokuda daş Dilden gelen elden gelse dağı dağ üstüne korlardı Dilim seni dileyim dilim; dilim senden çektiğim hep acı zulum Dığdının dığdısı;dış kapının düğdüsü Deliye yel verirler;eline bel verirler Deve ile bulgur yeme üstüne kusar Emek olmadan yemek olmaz, Güttüğü bir koyun, ıslığı dağı tepeyi tutar, İnsana güvenme ölür, ağaca güvenme kurur, Katranı kaynatmakla olur mu şeker, cinsi bozuk olan cinsine çeker. Sel ağzına yatma sel alır, tepe başına harman dökme yel alır, Sinek pekmezciyi tanır, Zemheri ya iti öldürür, ya çiftçiyi güldürür,
Bilmeceler
-Eğri büğrü nereye gidiyon Tepesi delik sana noldu (tütün,baca)
-Bir yeri var yaydan eğri Bir yeri var iğden doğru Bir yeri var kazandan kara Bir yeri var südden ağca (leylek)
-Gökten bir karpuz indi Üçyüz altmış dilim şimdi Otuz dilimi yenmedi emme Geri yanı temam yendi (Yıl,Ramazan orucu)
-Bir kabağı oyarlar İçine dınıklağı koyarlar Çok söyleme deli oğlan Kulağını burarlar (Ud)
-İstanbul`da süt bişer Köpüğü buraya düşer (Mektup)
-Dizim dizim nar Dizimecek kar Uçtu setik kaldı dilber (Saman,Buğday)
-At durur arap biner (Sacayak,Kazan) -Geriden attım hızınan Yedi bin yıldızınan Arabın atuynan ,allahın kuvvetinen (Yıldırım)
-Geriden aldım çatmayı Çığırın gelsin Fatma’yı Kız nereden belledin Kol kırıp göbek atmayı (Süpürge,süpürmek) -Bir küçücük çadırım var Bir direği var bin cereği var(*) (Mantar) (*) cerik :Yapılarda kullanılan uzun ince sırıklar
-Bizde bir dudu var Eğri büğrü budu var Bize gelin görürsünüz Güle güle ölürsünüz (Kurbağa)
-İki oturanlar,iki gezenler İki birbirini sevenler İki birbirini sevmeyenler (Yerle gök,ayla gün,su ile toprak,su ile ateş)
-Ana bir kız doğurur Ne ayağı var ne başı var Kız bir ana doğurur Hem başı var hem ayağı (Tavuk,yumurta)
-Bir gücücük al yastık İçine un bastık (İğde)
-Dağdan gelir dala dala ,kuyruğunu sala sala Labi teker gibi,altun şeker gibi (Arı,bal)
-Kolay gelsin ustalar,kurt iken kuş olmuş Bağırsağını desteler (İpek böceği)
-Ağzından yer burnundan kusar (İbrik)
-Bir oğlum var üç bacak;alır atar kucak kucak (Anadut)
-Kafası tarak;kuyruğu orak (Horoz)
-Kepenek altında ak kuşlar (Dişler)
-Yer doymaz,oturur kalkmaz,gider gelmez (Ocak,ateş,duman) -Hey hevayı hevayı Yüksek yapar yuvayı Marangozlar yapamaz Kuyumcular dökemez (Örümcek)
-Ağaçta gülsüz nedir,hayvanlarda dilsiz nedir Şu cihanın içinde,ay ile günsüz nedir (incir,balık,mezar)
-Sarp kayada sansar yuvası (Kulak)
-Geriden baktım akdaş gibi,yanına vardım sütlü aş gibi (Lahana)
-Ağız içinde dil,hadi bunu bil (Kaval)
-Köy içinde cıngıllı çavuş (Bakraç)
-Dam üstünde bitli şalvar (Kırağı)
Dualar
- Allah yardımcın olsun. - Allah muradını, dileğini versin. - Allah kazalardan, belalardan korusun. - Allah iki cihanda yüzünü güldürsün. - Allah helal sütünü emmiş nasip etsin. - Allah ağzının tadını bozmasın. - Allah mekanın cennet etsin. - Allah analı, babalı büyütsün. - Allah gönlüne göre versin - Allah tuttuğunu altın etsin - Allah kara kaşlı, kara gözlüsüne nasip etsin. - Allah çoluğunun, çocuğunun gününü göstersin inşallah. - Allah razı olsun. - Arabanın tekerine taş değmesin. - Ayağına taş değmesin. - İki dünyada muvaffak olasın. - Ömrün uzun, düğünün güzün olsun. - Su gibi aziz ol, inşallah.
Beddualar
- Allah ocağını söyündürsün. - Allah bin türlü belanı versin. - Allah dert versin de derman vermesin. - Allah malını gülerek yemeyi nasip etmesin. - Allah`ından bul inşallah. - Allah kara yerlere gel inşallah. - Allah yüzünü güldürmesin. - Allah kaşıntı versinde kaşıyacak tırnak vermesin. - Ağzının tadıyla oturamaz inşallah. - Ağzına kurt düşesice. - Allah çenen çekilsin inşallah. - Allah seni nasıl biliyorsa, öyle yapsın. - Başını yiyesice. - Bilinmedik dertlere tutulasıca. - Bir yudum su diye bak da verenin olmasın. - Boynu altında kalasıca. - Boğazında kalasıca. - Boyu posu devrilesice. - Ciğerleri ağzına gelesice. - Çaresiz dertlere tutulasıca. - Çoluğundan çocuğundan bulasıca. - Dilleri tutulasıca. - Dişleri ağzına dökülesice. - Evine varmak nasip olmaz inşallah. - Elleri, ayakları kırılasıca, - Evsiz barksız, yersiz yurtsuz kalasıca. - Ettiğini bulasıca. - Eninin körü. - Gidişin olsunda, dönüşün olmasın. - Gözüne dizine dursun. - Gözü kör olasıca. - Gözü dışarı çıkasıca. - Gülerek oturmak nasip etmesin Allah. - Gülerek yemek nasip etmesin Allah. - İki yakan bir araya gelmesin. - İki çocuğun olsun da, ikisi de kucağında kalsın inşallah. - İnim inim iniler inşallah. - İşleri rast gitmeyesice. - Kara haberleri gelir inşallah. - Kaynar kazanlarda kaynayasıca. - Koyun gibi meleyesice. - Kulaklarından kanlar gelesice. - Konuşan dilleri konuşamaz olur inşallah. - Kara tahtalara gelesice. - Soyu kurusun. - Şeytanından bulsun. - Yağlı kurşunlara gelesice.
Anlatmalar
1-Rivayetler
Çorum adına ilişkin bir rivayet :
Rivayete göre,Selçuklu sultanı Kılıç Arslan’ın oğlu Yakup Mirza onmaz bir derde yakalanır.Hekimler “Çorum’a gönder oranın havası suyu iyi gelir” derler.Gerçekten de Yakup Mirza birkaç ay kaldıktan sonra iyileşir.Bunun üzerine sultan ülkedeki tüm sayıları (çorlu) buraya gönderir.Kentin adı da Çorum olur.Anlatılan bu rivayet “Evliya Çelebi Seyahatnamesinde” yer alır.
Koyun Baba rivayetleri :
Koyun Baba’nın asıl adı Seyit Ali’dir.Peygamber soyundan geldiği ileri sürülür.Bursa’da bir süre çobanlık yaptığı sırada ağayla her iki kuzudan birini almak üzere anlaşır.Bir süre sonra kırk kuzusu olur.Bunları alarak Osmancık’a yerleşir.Her yirmi dört saatte bir melediğinden adı “Koyun Baba” kalır.
Yörede ermiş sayılan Koyun Baba üzerine çok rivayetler vardır.Bunlardan birisi şöyledir :
Koyun Baba’nın üç köpeği vardır.Bunlara Kara Kadı, Sarı Kadı, Ala Kadı adını verir.Bağdat Kadısı Osmancık’tan geçerken bunu duyar ve padişaha şikayet eder.Padişah Koyun Babayı çağırır, köpeklerine neden böyle adlar koyduğunu sorar.Koyun Baba da:
-Kadılar haram helal bilmezler,benim köpeklerim bilir.İsterseniz deneyelim der.Padişah denemeye karar verir.
Koyun Baba yirmisi helal,yirmisi haram kırk kap yemek getirilmesini ister.İstenenler getirilince köpekleri çağırır,yemekleri önlerine serer.Hayvanlar helal yemekleri yer öbürlerine dokunmazlar.
Padişah çok şaşırır.Koyun Baba’yı mükafatlandırmak ister dileğini sorar.Koyun Baba:
-Hazineden bişey istemem Sarıalan ile Saltukalan’ı köpeklerime yallık verirseniz yeter der.Dileği yerine getirilir.
Koyun Baba kendisini padişaha şikayet eden kadıya şöyle bir bakar ve adam ölür.
Koyun Baba Köprüsüne ilişkin bir rivayet :
Fatih Sultan Mehmet Otlukbeli’ne giderken Koyun Baba’ya uğrar hayır duasını alır.Savaşta Uzun Hasan’ı yener.Dönüşte vezirini göndererek Koyun Baba’nın bir dileği olup olmadığını sordurur.Koyun Baba :
-“Eğer bir hayır yapmak istiyorsa Kızılırmak üstüne köprü gerekir,onu yaptırsın bir de kışlak ve yaylak yerlerimizi,koyunlarımızı vergiden bağışlasın ki misafirlerimizi daha iyi ağırlayabilelim” der.
İstekleri yerine getirilir.Ancak köprü yapılmadan Fatih vefat eder.Babasının ölüm haberini alan ll.Beyazıt Amasya’dan yola çıkar.Osmancık’a geldiğinde ırmak kıyısında sürüsünü yayan Koyun Baba’yı görür.Kendisini karşıya geçirmesini ister.Koyun Baba :
-“Olur ama bu ırmağa bir köprü yaptırırsan”der.
Şehzade söz verir.Koyun Baba şehzadeye gözlerini kapamasını ve söylemeden açmamasının söyler.Şehzade denileni yapar.Gözlerini açtığında İstanbul`dadır.Koyun Baba yok olmuştur.ll. Beyazıt tahta geçtikten bir süre sonra düşünde Koyun Baba’yı görür.Koyun Baba köprüyü yaptırmasını istemektedir.Ertesi gece yine aynı düşü görür.Bunun üzerine gerekli araç-gereç ve ustalar Osmancık’a gönderilir ve köprünün yapımına başlanır.Koyun Baba’nın da geyiklerle köprüye taş taşıdığı söylenir.
Köprünün yapımı sırasında dervişlerden biri Koyun Baba’ya ölünce nereye gömülmek istediğini sorar.O da “Bu taşın düştüğü yere” diyerek ağır bir taşı fırlatır. Öldüğünde ll. Beyazıt onu taşın düştüğü yere gömdürür ve buraya bir türbe yaptırır.
2-Destanlar
Çorum yöresi Halk Edebiyatında destan geleneğinin sürdüğü görülmektedir. Yörede yaşayan etkileyici olaylar, destanlara konu olmaktadır. Necip Destanı bunlardan Necip askere giderken en yakın dostundan, karısına yardımcı olmasını onu korumasını ister. Arkadaşı söz verir, ant içer.
Necip gittikten sonra arkadaşı sık sık uğrayarak, kadının ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır. Ancak kadının yüzünü bile görmez. Gidiş geliş sürerken bir gün elini görür ve ona sevdalanır. Necip’e mektup yazarak karısını karalar ve boşanmasını sağlar. Daha sonra çeşitli hilelerle kadını kendine nikahlar.
Necip askerliğini bitirip köye dönünce, durumu öğrenir ve üzüntüsünden yatağa düşer. Ölmeden önce karısını görmek ister. Kadın el sözüne bakıp kendisini boşadığı için dargındır. Aralarında şu söyleşme geçer.
Necip:
Galbim sururi geldi yanıma,
Şifa geldi bedenime canıma,
Kerem et sevdüm girme ganıma,
Necip sana gurban can gurban derim söylemez.
Kadın:
Çekildi banhanım, yüklendi gatar,
Derdim oldu eskilerden beter,
Kerem et sevdüm bu keder yeter,
Küstüm sana bu dünyada barışmam
Bu söyleme böyle sürüp gider. Sonunda Necip ölür. Kadın da başına gelenlere dayanamaz ve bir süre sonra o da ölür.
Bu olay ve ikisinin söyleşmeleri destana konu olur.
|